
Futbol daima içinde barındırdığı ilginç hikayeleriyle mevcut olan çekiciliğini üst düzeye çıkarmıştır.
Beckham'ın
Old Trafford'a geri dönmesi,
Ronaldinho'nun bir kez daha farklı bir formayla
Santiago Barnabeu'ya çıkması,
Mourinho'nun hiç kaybetmediği Stamford Bridge'de gene kazanması,
Münih-Manchester finaline son dakika golü ile yapılan gönderme ve son olarak bugün
Ertem Şener'in söylemiyle
Henry'nin "ilk kez",
1 sene ter akıttığı
Emirates'e
Barcelona formasıyla çıkması ile bu aralar nostalji yapmakla meşgul...

Tabi futbolun
Henry'yi
Emirates'e çıkarması bu gecenin tek anılarda yolculuğa çıkaran hikayesi değildi bizleri,bir de 2006 finali vardı iki takımın,Barcelona'nın
2-1kazanarak uzun bir aradan sonra kupayı İspanya götürdüğü final.Bir nevi rovanşıydı bu geceki maç o finalin,
Arsenal adına intikam vakti gelip çatmıştı lakin o günden bu güne
Arsenal eski gücünden ne kadar uzak ise
Barcelona da o gün ki halinden bir o kadar güçlü.İki takımında pasa dayalı yüksek tempolü ve bol pozisyonlu zevkli oyun anlayışları bu maçı Çeyrek Final eşleşmerinin belirlendiği gün kağıt üzerinde en zevkli olması beklenen maç olarak büyük bir iştah uyandırıyordu.Neyse ki iki takım bu gece emsali büyük maçlarda yaşanan hayal kırıklığının çok ötesinde bir futbolla
Einstein'nın
İzafiyet Teorisini doğrular bir
"bir dakikada" geçen
90 dakika ile beklentileri tam anlamyla karşılamıştır.

Ne başlangıçtı ama, ev sahibi ilk
15 dakika kendi sahasına hapseden,gol atmak için her şeyi deneyen,bir tutam beceriksizlik çokça rakip kalecinin devleşmesi ile yoldayım diyen golün bir türlü gelmemesi,bu baskıyı kuran takım Barcelona olunca şaşırılıcak bir durum olmuyor lakin bu sene büyük takımlarla oynadığı her maçta gardı çabuk düşen ve bir anda
3'lük olan
Arsenal'i bu direnme çabası takdire şayan olmasının yanında maçın şaşırılması gerek unsuruydu.Barcelona'nın bunaltan baskısına rağmen Arsenal'in ortadan ve soldan yaklaşamadığı Barcelona kalesine sağ kanattan kesme toplarla pozisyon yaratmaya çalışması cılız bir çaba olarak değerlendirilebilirsede,
22. dakika da
Nasri'nin soldan vurduğu plase topla golle burun buruna kaldığını söyleyebiliriz.Fakat ne komiktir ki
30. dakikaya girildiğinde
Nasri'nin bu kaleyi bulmayan şutu
Arsenal'in takım halinde ki tek şutu olurken aynı dakikada
Barcelona'nın
12 şutundan
6'sı Arsenal kalesini bulmuştu ve bu şutlar
%100'lük gol diye tabir edilen tehlikeli şutlardı.Topla oynama yüzdesinin
70'e
30 Barcelona da olması ise artık klasikleşmiş bir durum.
40.dakika da sakatlanmasıyla uzun bir aradan sonra gözüken
Gallas'ın oyundan çıkması Arsenal için iyi gitmeyen işlerin ikinci yarı daha da zorlaşacağının işareti idi.



İkinci yarı başlarken ilk yarı yediği dayağın arasına giren devre arasından yeni çıkmış olan Arsenal'in başına gelebilecek en kötü şey oldu ve hemen devrenin
30.saniyesinde bana göre Avrupa'nın geriden en iyi oyun kuran oyuncusu Pique'nin uzun topunda ilk yarının
"kahramıyla" karşı karşıya kalan ilk yarının
"beceriksizi" kahramanın üzerinden aşırtığı top ile Barca'yı
Londra deplasmanında
1-0 öne geçirdi.Bu golün akabinde
Clichy'nin ortaya kestiği topu turun kaderine etki etmesini beklediğim oyunculardan
Arsene Wenger'in merkez forvette görev verdiği
Bendtner Valdes'in üstüne vurunca Arsenal beraberlik şansını kaçırdı,atağın devamında ise
Xavi kötü bir kafa vuruşuyla Barca adına 2. golü.Aynı Xavi dakikalar 58'i gösterdiğinde Vermaalen'in zamanlaması hatasını çok iyi değerlendirip Arsenal defansının arkasına sarkan Zlatan Ibrahimovic'i buldu,Ibra da Barça adına 2. golü.Bu golden hemen sonra Arsene Wenger'den Walcott hamlesi geldi,Barcelona defansının en zayıf halkası olan
Maxwell'in kanadından arkaya sarkmak isteyen
Walcott ilk denemesinde muvaffak olamadığı koşuyu
Bendtner derin topunda ikinci seferde başardı ve maçta skoru
2-1'e getirerek Arsenal'i ateşleyen oyuncu oldu.Golden sonra solda maden bulan
Arsenal burayı zorlamaya başladı,
75'de kontrada
Messi'nin 3. golü kaçırdığını ya da
Almunia'nın gene izin vermediğini pozisyon kendisi gibi araya sıkıştırayım.
83. dakika da merkez forvet oynayan Bentner den görmeye alışık olmadığımız bir
"akıl pasıyla" Fabregas Puyol'a penaltıyı yaptırdı ve golü atarak skoru
2-2'ye getirdi.Bu penaltı da Puyol'un gördüğü kırmızı kart Pique'nin de oynamayacağı düşünülürse rövanşı bir hayli çekici kılıyor.Barcelona'nın
10 kişi oynadığı yaklaşık
10 dakikada penaltı pozisyonunda sakatlanan
Fabregas'ın sakat sakat oynaması Barcelona'nın bu denli iyi oynadığı maçı 2-2 bitirebilmesinin en büyük nedeni.Ve tabi ki Barcelona gibi bir takım bu kadar iyi oynarken maçı neredeyse kaybetmesi futbolun peşinde olan milyonların bu oyuna neden bu denli tutkuyla bağlı olduğunun cevabı.Bu arada dün
Rooney,bugün
Fabregas,heralde bir
Chelsea'li bundan daha iyisini hayal edemezdi...

Sonuç itibariyle muthiş geçen bir maç gene müthiş olması yüksek ihtimal bir rövanş bizleri bekliyor,başka gezegenden futbol oynayan bu adamları izlemek hem keyif hem de acı veriyor.Bol nostalji sosuyla devam eden Şampiyonlar Ligi'nin gün itibariyle Barcelona'nın berabere kaldığı bir
Londra deplasmanıdan daha maçı
11 kişiyle bitiremeden ayrılmasını ayrı bir yere not edelim,bakarsın bir gün lazım olur.