1-0 kazanılan
Antalya maçından sonra biri gelip o rezil topu oynayan Fenerbahçe'nin sonraki
4 maçını da kazanıp ligde 5'te 5 yapacağını söylemiş olsaydı ona başkasıyla dalga geçmesini söylerdim,hele bugünki maç için skor
2-1 iken İnönü'den Fenerbahçe'nin galip ayrılacağını söyleseydi
"Ağam eğleniy benimle" derdim heralde.Ama
3 maç ve bir
35 dakika sonunda o kim olduğunun bilmediğim
"birisi" haklı çıktı,hemde benim olasılıksızlık dahilinden gördüğüm bir futbol ile.
Trabzon maçında mükemmel kıvamında bir futbol ve mücadele ortaya koyan Fenerbahçe'nin o gün ki futbolunun geçen sene yaşanan son hafta faciasına olan bir maçlık reaksiyon olarak düşünmüştüm,fakat ardından oynadığımız
Manisa ve
Kayseri maçları
Yeni Malatya,Samsunspor ve
Antalyaspor maçındaki bitik
Fenerbahçe'nin tam tersi görüntüsüyle geleceği daha aydınlık bir
Fenerbahçe vadediyordu.Ve bugün ki derbi için ne denebilirki iki kelimelik vay canınadan başka...


Fenerbahçe-Beşiktaş maçları daima zevkli ve içinde yaşanalarla yüzlerce özel hikaye çıkartmış tarihi bir derbidir ama sanırım bugün yaşadıklarımız gibisini yaşatan daha önce çıkmamıştır.
24 yıllık ömrümün Fenerbahçe maçlarını ilkokulda izlemeye başladığımı varsayarsak nerden baksan bir 16 yıllık Fenerbahçe taraftarı olduğum bölümünde bunun gibi iki tarafada bu denli gidip gelen bir derbi görmedim,sırf bu maç dahilinde yaşananlardan roman değil ama
Milli Eğitim Bakanlığı'ndan onaylı bir
"Derbi Öğreniyorum" kitabı yazılabilir.


Peki maçta neler oldu,öncelikle kadro seçimlerinden başlayalım,maça Schuster'in Sivok'u ve
Bobo'yu ilk
18'e almayan süpriz seçimleriyle başladık ki bu daha sonra yaşananacaklara bir ön hazırlık gibiydi.
Twitter hesabı üzerinden
"ben sakat yok!!ben bugun fener mac kadro 18 yok!!" yazarak ilk 18'de olmayışına en az bizim kadar şaşıran Bobo,haftaiçi
Avrupa Ligi'nde
Kiev'den 4 yiyen
Beşiktaş'ta iyi giymeyen bazı şeylerin habercisi gibiydi,Schuster'in bu tercihlerinin arkasında eminimki kendince mantıklı nedenleri vardır ama
90 dakika sonucunda ortaya çıkan skor bu tercihleri sorgulanır hale getiriyor.Defansta
Sivok yerine
Ferrari'yi tercih eden Alman hoca sağ bekte
Hilbert yerine
Ekrem Dağ'ı,maçtan maça değişen orta ikilide ise bu sefer
Ernst ve
Necip'i tercih etmişti.
Fenerbahçe'de ise sakatlığı yüzünden oynayamayacağı yönünde söylentiler çıkan
Gökhan Gönül'ün de oynamasıyla eksiksiz bir
11 ile geldi Dolmabahçe'ye.Henüz 4. dakikada
Necip'in kendi kalesine attığı gol ile öne geçen
Fenerbahçe ilk
35 dakikanın mutlak hakimiydi.
Dia'nın
Ekrem'i haşat ettiği bu 35 dakikada 1 gol bulan
Fenerbahçe orta sahayı parselleyerek Beşiktaş'ı hatalara zorladı ki her dakika artan Fenerbahçe baskısı bu bölümde Rüştü'nün devleştiği 3 gol tehlikesine ve birde
Dia'nın karşı karşıya direğe nişanladığı bir atağa sahne oldu.Quaresma'nın Dia tehlikesine defansif anlamda
Ekrem'e yardım edemediği bu bölümde Portekizliyi sol kanada alan Schuster o bölgeye
Simao'yu alarak Senegalli'yi durdurmayı denesede
Dia'nın etkinliği enerjisinin tükendiği 30'lu dakikalara kadar sürdü.
Fenerbahçe baskısını sürdürdüğü ilk
30 dakika sonunda bir türlü
2. golü bulamayınca takımın malum sorunu anlık düşüş başladı,maç içinde bu kadar düşen bir takım var mı bilmiyorum ama artık kronikleşen bu düşüşlere
Aykut hocanın bir önlem alması gerekiyor yoksa bugün ki kadar olumlu bir senaryoyu aramak abesle iştigal eder!
Fenerbahçe'nin düştüğü son
15 dakikada rakip kaleye daha fazla gelen Beşiktaş Quaresma'nın
Santos'u harcadığı ve bir sarı kart göstertiği maçın ilk
20 dakikalık bölümünden sonra oyuncuyu sağ kanata çeken Schuster
Q7'yi aynı yerde oynatmaya devam etseydi belkide maç içinde 10 kişi kalacak taraf
Sarı Lacivertliler olacaktı lakin her şeye rağmen net pozisyonlar bulamamasına karşın Fenerbahçe kalesinde baskı kuran Beşiktaş,Simao'nun pasında Santos'la birebir kalan
Ekrem Dağ iki kez Quaresma'dan aynı çalımın yiyen Brezilya'lıya bu çalımın daha yavaş ve vasatını atmasına rağmen oyuncuyu ekarte etmeyi başarmasıyla kaleyi gören
Ekrem Dağ maçı izlediğim Beşiktaş'lı arkadaşlarımın
"Çekmee" bağırışları arasında şutunu çekip süpriz bir Beşiktaş'lı oyuncunun Fenerbahçe'ye jeneriklik gol atma klasiğine kendi adını ekleyerek 45'te durumu
1-1'e getirdi,ilk yarı bu skorla bitti.

DEFANS ALDI FERRARI VERDİİlk yarıda attığı golün etkisiyle taraftarını arkasına alan
Beşiktaş ikinci yarıya kaldığı yerden devam etti.Bir anda roller değişmişti ve bu sefer kalesi abluka altına alınan taraf
Fenerbahçe idi ve ilk yarıda topu kaleden uzaklaştırılması gereken pozsiyonlarda topu ıskalayan sarı lacivertli futbolcular gene ilk yarıya benzer bir pozisyonda topu uzaklaştıramayınca dönen top
Alex'in eline çarpmasıyla Beşiktaş kaleyi cepheden gören bir alandan serbest vuruş kazandı.
Simao'nun şutunda topu bir anda önünde bulan
İbrahim Toraman güzel bir vuruşla golü attığında Beşiktaş için işler bundan daha mükemmel,Fenerbahçe için bundan daha berbat gidemezdi.Hele ki golden sonra öyle bir Beşiktaş vardı ki baskısıyla ilk yarı çok iyi paslaşan Fenerbahçe'ye iki pas yaptırmayan siyah beyazlılar
10 dakikalık bir bölümde
3. golü aradı ve ilk yarıda Dia'nın rakibinin gardını düşürecek vuruşu yapamadığı pozisyon maçın ikinci kırılma anı yaşandı,
İbrahim Toraman'nın derin pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Almedia golü yapamayınca Beşiktaş 3. golden oldu.Bu andan itibaren yaşananlar ise maç içersindeki rolleri bir kez daha değiştirdi,
Ferrari'nin ceza sahası içinde
Lugano'ya yumruk atmasıyla
10 kişi kalıp penaltı yiyen
Beşiktaş için işler bundan daha kötü,ortaya bir direnç koyamayan Fenerbahçe için ise daha iyi gidemezdi.
Alex'in penaltıyı gole çevirdiği 65. dakikadan sonra oyunun hakimiyetini rakibinden alan Fenerbahçe
65-75 arasında Alex'in ayağında bulduğu
3 gol ile birden
2-1'lik yenilgiden 4-2'lik üstünlüğü yakaladı.4. golden sonra rakip kaleye pek gitmeyen Fenerbahçe kalan dakikalarda pas yaparak süreyi eritti ve
2011'in ilk derbisini kazanan taraf oldu.İlerideki
"Uzay 5'lisinin" üretemediği skoru defansındaki oyuncuların süpriz golleriyle üreten Beşiktaş
"defansıyla" aldığı maçı,yaptığı ölümcül hatayla gene defanstaki oyuncusu
Ferrari yüzünden verdi!
9 puanlık farktan gelerek maç fazlasıylada olsa liderliği alan Fenerbahçe zor fikstüre rağmen 5'te 5 yaparak Şampiyonluk yolundaki net tavrını ortaya koydu.
Ferrari piyangosunun vurduğu derbide Beşiktaş'ta İbrahim Toraman ve Rüştü takımının en iyileriydi.Fenerbahçe'de ise
Dia,Volkan,Niang ve
Lugano,Yobo ikilisi maçın en iyileriydi.Sakatlıktan çıkan
Emre ve Gökhan Gönül idare ettiler,
Santos ilk yarı
Quaresma'yı savunabildiği kadar savundu ama
Ekrem'e geçilmesi golle sonuçlandığı için performansı hakkında pek olumlu konuşamayacağım.


Ve
Alex,kaptan için ne söylenebilirki,
3 doğrudan 1'i dolaylı yoldan olmak üzere takımının bütün gollerinde vardı.Penaltıyı kullanırkenki soğuk kanlılığı,kafa golündeki sakinliği,4. goldeki klası bu adam için söylebileceğim bütün kelimeleri kifayetsiz kılıyor.Sadece teşekküler kaptan diyorum ve yazıyı şu son cümleyle bitiriyorum:
1977 Fenerbahçe için muhteşem bir yıldı,çünkü Alex de Souza doğdu!