futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2011 Cumartesi

GALATASARAY:1-FENERBAHÇE:2


Derbiler zordur,derbiler favorisi olmayandır,derbiler bir anlamda bilinmeyendir lakin iş Fenerbahçe-Galatasaray derbilerine geldiği vakit son senelerde favori Fenerbahçe'dir.Bu senede favori Fenerbahçe idi,gerek Galatasaray'ın mevcut durumu,gerekse Fenerbahçe'nin son dönemdeki formu olsun her şey Fenerbahçe'yi işaret ediyordu lakin gel gör ki derbilerin favorisi olmazdı ve bu bir derbiydi o halde bununda bir favorisi yoktu.Açıkçası Galatasaray'ın içinde bulunduğu kaotik ortamda Fenerbahçe'ye Şampiyonluk yolunda ağır bir darbe vurmasını bekliyordum ki maçın bizzat izleyebildiğim ilk yarısı bu yönde idi.Dia'nın sakatlığında rakip defansı göbekten delmek adına oynatılan Özer ve Selçuk'un berbat oyunları ibreyi tamamen Galatasaray'a çevirdi keza Santos'un devasa hatası atılan Galatasaray golü ile bu durum tescillendi!

Gol yenilebilir,bu gol rakipten hatta rakibin eskiden Fenerbahçe forması giyen oyuncusundan yenilebilir lakin bu oyuncu müsvettesi gol attığı eski takımının kulübesine hareket çekerse işin rengi değişir.Sanki kendisi değilmiş gibi kelepçeli partiler yapan,sanki kendisi değilmiş gibi kulüp açıklamasını sahte açıklama pozisyonuna sokan,sanki kendisi değilmiş gibi verilen şansların mına koyan.Ama oluyor işte,yapan yapıyor ve bir şekilde ilahi adalet ya da başka bir şey olaya müdahil oluyor ve skor değişiyor,ilk yarı ve galiba ikinci yarının büyük bir kısmının mutlak hakimi olan Galatarasay 2-1 yeniliyor!

Mevcut teknik(projektör bozuldu lan) konum yüzünden yalnızca radyodan dinleyebildiğim bir ikinci yarı geçirdim,buna rağmen halen maçı nasıl ve hangi hamlelerle aldığımız büyük bir muamma kendi açımdan ama bir şekilde aldık ki bunu galibiyeti en çok hak eden adam Kazım'a armağan ediyorum,biz değildik yanlış yapan sendin,afro oğlan.Ve maçta çok az da gözükse 100 kere Alex,1000 kere Alex!

20 Şubat 2011 Pazar

BEŞİKTAŞ:2-FENERBAHÇE:4



1-0 kazanılan Antalya maçından sonra biri gelip o rezil topu oynayan Fenerbahçe'nin sonraki 4 maçını da kazanıp ligde 5'te 5 yapacağını söylemiş olsaydı ona başkasıyla dalga geçmesini söylerdim,hele bugünki maç için skor 2-1 iken İnönü'den Fenerbahçe'nin galip ayrılacağını söyleseydi "Ağam eğleniy benimle" derdim heralde.Ama 3 maç ve bir 35 dakika sonunda o kim olduğunun bilmediğim "birisi" haklı çıktı,hemde benim olasılıksızlık dahilinden gördüğüm bir futbol ile.Trabzon maçında mükemmel kıvamında bir futbol ve mücadele ortaya koyan Fenerbahçe'nin o gün ki futbolunun geçen sene yaşanan son hafta faciasına olan bir maçlık reaksiyon olarak düşünmüştüm,fakat ardından oynadığımız Manisa ve Kayseri maçları Yeni Malatya,Samsunspor ve Antalyaspor maçındaki bitik Fenerbahçe'nin tam tersi görüntüsüyle geleceği daha aydınlık bir Fenerbahçe vadediyordu.Ve bugün ki derbi için ne denebilirki iki kelimelik vay canınadan başka...







Fenerbahçe-Beşiktaş maçları daima zevkli ve içinde yaşanalarla yüzlerce özel hikaye çıkartmış tarihi bir derbidir ama sanırım bugün yaşadıklarımız gibisini yaşatan daha önce çıkmamıştır.24 yıllık ömrümün Fenerbahçe maçlarını ilkokulda izlemeye başladığımı varsayarsak nerden baksan bir 16 yıllık Fenerbahçe taraftarı olduğum bölümünde bunun gibi iki tarafada bu denli gidip gelen bir derbi görmedim,sırf bu maç dahilinde yaşananlardan roman değil ama Milli Eğitim Bakanlığı'ndan onaylı bir "Derbi Öğreniyorum" kitabı yazılabilir.





Peki maçta neler oldu,öncelikle kadro seçimlerinden başlayalım,maça Schuster'in Sivok'u ve Bobo'yu ilk 18'e almayan süpriz seçimleriyle başladık ki bu daha sonra yaşananacaklara bir ön hazırlık gibiydi.Twitter hesabı üzerinden "ben sakat yok!!ben bugun fener mac kadro 18 yok!!" yazarak ilk 18'de olmayışına en az bizim kadar şaşıran Bobo,haftaiçi Avrupa Ligi'nde Kiev'den 4 yiyen Beşiktaş'ta iyi giymeyen bazı şeylerin habercisi gibiydi,Schuster'in bu tercihlerinin arkasında eminimki kendince mantıklı nedenleri vardır ama 90 dakika sonucunda ortaya çıkan skor bu tercihleri sorgulanır hale getiriyor.Defansta Sivok yerine Ferrari'yi tercih eden Alman hoca sağ bekte Hilbert yerine Ekrem Dağ'ı,maçtan maça değişen orta ikilide ise bu sefer Ernst ve Necip'i tercih etmişti.Fenerbahçe'de ise sakatlığı yüzünden oynayamayacağı yönünde söylentiler çıkan Gökhan Gönül'ün de oynamasıyla eksiksiz bir 11 ile geldi Dolmabahçe'ye.Henüz 4. dakikada Necip'in kendi kalesine attığı gol ile öne geçen Fenerbahçe ilk 35 dakikanın mutlak hakimiydi.Dia'nın Ekrem'i haşat ettiği bu 35 dakikada 1 gol bulan Fenerbahçe orta sahayı parselleyerek Beşiktaş'ı hatalara zorladı ki her dakika artan Fenerbahçe baskısı bu bölümde Rüştü'nün devleştiği 3 gol tehlikesine ve birde Dia'nın karşı karşıya direğe nişanladığı bir atağa sahne oldu.Quaresma'nın Dia tehlikesine defansif anlamda Ekrem'e yardım edemediği bu bölümde Portekizliyi sol kanada alan Schuster o bölgeye Simao'yu alarak Senegalli'yi durdurmayı denesede Dia'nın etkinliği enerjisinin tükendiği 30'lu dakikalara kadar sürdü.Fenerbahçe baskısını sürdürdüğü ilk 30 dakika sonunda bir türlü 2. golü bulamayınca takımın malum sorunu anlık düşüş başladı,maç içinde bu kadar düşen bir takım var mı bilmiyorum ama artık kronikleşen bu düşüşlere Aykut hocanın bir önlem alması gerekiyor yoksa bugün ki kadar olumlu bir senaryoyu aramak abesle iştigal eder!Fenerbahçe'nin düştüğü son 15 dakikada rakip kaleye daha fazla gelen Beşiktaş Quaresma'nın Santos'u harcadığı ve bir sarı kart göstertiği maçın ilk 20 dakikalık bölümünden sonra oyuncuyu sağ kanata çeken Schuster Q7'yi aynı yerde oynatmaya devam etseydi belkide maç içinde 10 kişi kalacak taraf Sarı Lacivertliler olacaktı lakin her şeye rağmen net pozisyonlar bulamamasına karşın Fenerbahçe kalesinde baskı kuran Beşiktaş,Simao'nun pasında Santos'la birebir kalan Ekrem Dağ iki kez Quaresma'dan aynı çalımın yiyen Brezilya'lıya bu çalımın daha yavaş ve vasatını atmasına rağmen oyuncuyu ekarte etmeyi başarmasıyla kaleyi gören Ekrem Dağ maçı izlediğim Beşiktaş'lı arkadaşlarımın "Çekmee" bağırışları arasında şutunu çekip süpriz bir Beşiktaş'lı oyuncunun Fenerbahçe'ye jeneriklik gol atma klasiğine kendi adını ekleyerek 45'te durumu 1-1'e getirdi,ilk yarı bu skorla bitti.





DEFANS ALDI FERRARI VERDİ

İlk yarıda attığı golün etkisiyle taraftarını arkasına alan Beşiktaş ikinci yarıya kaldığı yerden devam etti.Bir anda roller değişmişti ve bu sefer kalesi abluka altına alınan taraf Fenerbahçe idi ve ilk yarıda topu kaleden uzaklaştırılması gereken pozsiyonlarda topu ıskalayan sarı lacivertli futbolcular gene ilk yarıya benzer bir pozisyonda topu uzaklaştıramayınca dönen top Alex'in eline çarpmasıyla Beşiktaş kaleyi cepheden gören bir alandan serbest vuruş kazandı.Simao'nun şutunda topu bir anda önünde bulan İbrahim Toraman güzel bir vuruşla golü attığında Beşiktaş için işler bundan daha mükemmel,Fenerbahçe için bundan daha berbat gidemezdi.Hele ki golden sonra öyle bir Beşiktaş vardı ki baskısıyla ilk yarı çok iyi paslaşan Fenerbahçe'ye iki pas yaptırmayan siyah beyazlılar 10 dakikalık bir bölümde 3. golü aradı ve ilk yarıda Dia'nın rakibinin gardını düşürecek vuruşu yapamadığı pozisyon maçın ikinci kırılma anı yaşandı,İbrahim Toraman'nın derin pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Almedia golü yapamayınca Beşiktaş 3. golden oldu.Bu andan itibaren yaşananlar ise maç içersindeki rolleri bir kez daha değiştirdi,Ferrari'nin ceza sahası içinde Lugano'ya yumruk atmasıyla 10 kişi kalıp penaltı yiyen Beşiktaş için işler bundan daha kötü,ortaya bir direnç koyamayan Fenerbahçe için ise daha iyi gidemezdi.Alex'in penaltıyı gole çevirdiği 65. dakikadan sonra oyunun hakimiyetini rakibinden alan Fenerbahçe 65-75 arasında Alex'in ayağında bulduğu 3 gol ile birden 2-1'lik yenilgiden 4-2'lik üstünlüğü yakaladı.4. golden sonra rakip kaleye pek gitmeyen Fenerbahçe kalan dakikalarda pas yaparak süreyi eritti ve 2011'in ilk derbisini kazanan taraf oldu.İlerideki "Uzay 5'lisinin" üretemediği skoru defansındaki oyuncuların süpriz golleriyle üreten Beşiktaş "defansıyla" aldığı maçı,yaptığı ölümcül hatayla gene defanstaki oyuncusu Ferrari yüzünden verdi!



9 puanlık farktan gelerek maç fazlasıylada olsa liderliği alan Fenerbahçe zor fikstüre rağmen 5'te 5 yaparak Şampiyonluk yolundaki net tavrını ortaya koydu.Ferrari piyangosunun vurduğu derbide Beşiktaş'ta İbrahim Toraman ve Rüştü takımının en iyileriydi.Fenerbahçe'de ise Dia,Volkan,Niang ve Lugano,Yobo ikilisi maçın en iyileriydi.Sakatlıktan çıkan Emre ve Gökhan Gönül idare ettiler,Santos ilk yarı Quaresma'yı savunabildiği kadar savundu ama Ekrem'e geçilmesi golle sonuçlandığı için performansı hakkında pek olumlu konuşamayacağım.





Ve Alex,kaptan için ne söylenebilirki,3 doğrudan 1'i dolaylı yoldan olmak üzere takımının bütün gollerinde vardı.Penaltıyı kullanırkenki soğuk kanlılığı,kafa golündeki sakinliği,4. goldeki klası bu adam için söylebileceğim bütün kelimeleri kifayetsiz kılıyor.Sadece teşekküler kaptan diyorum ve yazıyı şu son cümleyle bitiriyorum:1977 Fenerbahçe için muhteşem bir yıldı,çünkü Alex de Souza doğdu!

29 Ekim 2010 Cuma

BURSASPOR:1-FENERBAHÇE:1



Futbol çevrelerinin beklediğinin aksine ligin geride kalan iki haftasında DM pozisyonunda oynayan Mehmet Topuz'un gene sağa çekildiği,Cristian'ın da orta sahada Emre'nin partneri yapıldığı bir dizilişle çıktı sahaya Fenerbahçe.Maç sonrası kafalarda ki soru Kazım'ın neden ilk 11 tercih edilmediği ya da Dia sağlam olsaydı Aykut Kocaman'ın son iki haftanın görünümünü tercih etmez miydi şeklinde ki ikisine de benim cevabım hayır,yani takım gene bugün ki gibi çıkardı sahaya.Özellikle geçen hafta derbinin ilk yarısını hatırlayın,orta sahayı kalabalık tutan ve önde press yapan rakibimizin oyunun ilk yarısına nasıl hakim olduğunu,ileriden geriye yeterince destek veremeyen Dia ve Stoch nedeniyle tüm yük Emre ve Topuz'a binen orta alan rakibimiz yorulana değin maçın ibresini Galatasaray'a döndürmüştü.Bugün bizden 6 puan önde olan ve lige namağlup devam eden şampiyonlukta ki rakiplerimden Bursaspor'un,hem de Niang,Dia ve Lugano'nun olmadığı bir Fenerbahçe'ye karşı orta sahayı ele geçirmesi demek mutlak mağlubiyet olacağından Mehmet Topuz ligin genelinede ki görüntüsüne dönerek hem orta sahayı hem de ileryi 3'ledi ki Mehmet Topuz,Cristian ve Emre 3'lüsün ileri alandaki presi Fenerbahçe'yi özellikle ilk yarım saatlik dilimde maçın hakimi konumuna getirdi.Bu hakimiyet manidardır 16. dakikada organize bir Fenerbahçe atağında Semih'in doğru zamanda doğru yerde bulunması ile Fenerbahçe golüne dönüştü.İlk yarı ikinci gol için gerekli pozisyonlarıda bulduk diyebilirim ama özellikle son 10 dakika maçın ilk yarım saatinde ne göbekten ne de kanatlardan gelebilen Bursaspor ceza sahası çevresinde kazandığı duran toplarla Fenerbahçe kalesinde baskı kurmaya başladı,maçın ilk yarısı bu baskıya rağmen 1-1 bitti.



İkinci yarı ile birlikte Bursaspor kaldığı yerden baskısına devam etti,orta üçlünün yorulması ile göbekten daha sık gelen Bursa,Yobo'nun tüm defansın açıklarını kapatmaktan topu defanstan çıkartacak zaman bulamaması nedeniye topu geriden almak zorunda kalan orta saha iyice defansa gömülünce oyunu kendi yarı alanında kabullenmek zorunda kalan bir Fenerbahçe görüldü .Bursa'nın baskın olduğu bölümde duran toptan klasik bir Bursaspor golü atması skoru eşitlesede,golden sonra ev sahibinin galibiyet golü adına saldırdığı dakikalar Volkan Şen'in sakatlığının etkisiyle gününde olmaması galibiyet hamlesini yapabilecek adamlardan bir diğeri Batalla'nın tempoya ayak uyduramaması skor tabelasındaki eşitliği bozmadı...Evet belki eşitlik bozulmadı ama maçın özellikle son 10 dakikası eşitliğin bozulmaması adeta bir mucizeydi.İki takımda maçı isteyen yapısından vazgeçmeyince orta sahasız bir son 10 dakika izledik.O anlarda kim ne oynuyordu,ne yapmaya çalışıyordu anlamak mümkün değil ama özellikle Sercan'ın son vuruş konusundaki yetersizliği Bursa adına iki karşı karşıyaya mal oldu,Fenerbahçe'nin genelide Sercan'a ayak uydurunca maç 1-1'lik eşitlikle bitti.

Son 10 dakikası hariç iki takım adınada çok kaliteli orta saha mücadelesinin yaşandığı bir maç oldu Bursaspor-Fenerbahçe maçı.Fenerbahçe cephesi önemli eksiklerine rağmen 1 puan aldı,2 puan çıkarttı ya da 3 puan kaçırdı işte o denli dengesiz bir maçtı.Aykut Kocaman 4. hedef maçında da 3 puanla tanışamadı ama önümüzde ki 7 haftanın görece daha kolay olması Fenerbahçe adına avantaja dönüşebilir.Fenerbahçe'de Emre açık ara maçın adamıydı,Alex ve Yobo günün iyileri,her ikiye birde alanın kaybedne Bilica,kendiyle cebelleşen adam Caner ve formsuz Gökhan Gönül maçın kötüleriydi.Stoch ve Mehmet Topuz günün idare edenleri.Bursa tarafında Ömer Erdoğan,Turgay Bahadır ve son vuruşları hariç Sercan Bursa'nın en iyileriydi.

Fenerbahçe ve Aykut Kocaman'ın geleceği hakkında hem karamsarlığa kapılmak hem de umutlanmak için bir çok etken var,şimdilik zamanın olası etkenleri devreye sokmasını bekleyip,sonucun pozitif olmasınu ummaktan başka yapacak bir şey yok.

NOT:Bu yazı maçın geneli hakkında yüzeysel bir değerlendirmedir,takdir edersiniz ki maçın heyecan dozajı insanda taktiğe,şablona girecek enerji bırakmıyor.

19 Ekim 2010 Salı

KONYASPOR:1-FENERBAHÇE:4



Dün akşam Alex'i çıkarınca oynanan futbolun Modern olduğunu addedenlerin istediği bir Fenerbahçe vardı sahada ama diziliş 4-3-3 değil gene 4-2-3-1 idi,Alex'li 4-2-3-1 çağ dışı,Alex'siz Modern futbol.4-2-3-1'in şimdinin trend dizilişi olması ve bu konuyu bir kenara ayıralım zira kendisi başlı başına başka bir maceranın konusu...

Maç kadroları verildiğinde açıkçası Niang-Dia-Stoch üçlüsünün nihayet birlikte oynayabileceği bir Fenebahçe'den çok 4-3-3 oynayabilme ihtimali olan Fenerbahçe beni heyecanlandırmıştı lakin maç başladığı zaman Özer'i yanılmıyorsan deplasmanda ki Sherrif maçından sonra ilk kez Alex'in pozisyonunda görünce dinen heyecanı Fenerbahçe'nin ileri üçlüsüne yönlendirdik.Eğer birisi bana Derbi öncesi şu ligde ki hangi takımla oynamamak isterdin diye bir soru sorsa şüphesiz ki cevabım Konyaspor başka bir deyişle Ziya Doğan ile oynamamak yönünde olurdu.Futbol aklı 90'larda kalmış Ziya hocanın 10 adam topun gerisinde bekleyerek rakibini sertlik,sertlik,sertlik ile sindirip aradan bir,iki gol sıkıştırmak üzerine kurulu anlayışının olası bir sakatlık ihtimali yüzünden bir Ziya Doğan takımı ile oynamaktan çekiniyordum ki çekincelerimi başta Burak Karaduman adlı hardcore'a gönül vermiş hissiz adam olmak üzere Emre Toraman ve benzeri oyuncuların oluşturduğu Bir Kaç Kötü Adam ,Emre'yi tekme içinde bıraktı,Niang'ın forma bedenini Large'dan X-Large'a çıkarttı,Dia'yı çimle aynı renge dönüştürdü Abdullah Yılmaz isimli kifayetsizde buna seyirci olunca kaçınılmaz gerçekleşti ve Özer'in ayağı kırıldı.Özer'in oyundan çıkması ile oyuna giren Semih Niang'ın forvette ki partnerliğinden çok arkasında besleyici rolü oynadı.Mehmet Topuz'un DM'de ki kusursuz oyunu ile göbekten rahatlıkla ileri çıkan Emre'nin deliciliği ile kazanılan gol Fenerbahçe'yi 1-0 öne geçirsede Konyaspor Gökhan Gönül'ün yerini kaybetmesi dolayısıyla güzel bir gol atarak skoru 1-1'e getirdi.Ardından özlenen kanat oyunu varyasyonları gelmeye başladı Fenerbahçe adına,Dia uzak forvette delici oyunuyla Semih'e çok güzel bir pas çıkartarak durumun 2-1 olmasında büyük pay sahibi idi,öte yandan göbekten gelinen toplarda çok iyi duvar olan ve ikiye birler yapan Semih'de Stoch'un attığı gol ile maçın 3-1'e gelmesinde pay sahibi idi.İkinci yarı atılan Lugano golü sadece skoru 4-1'e getirdi,bu dakikadan sonra yeterli skoru yakalayan Fenerbahçe pas yaparak maçı bitirmeyi başardı ve derbi öncesi Şampiyonluk yolundaki 4 rakipten 3'ünün puan kaybettiği bir haftada çok önemli bir 3 puan kazandı.

Takımda Emre attığı güzel ve yaptığı asist ile,keza Semih gene Emre gibi bir gol bir asistlik oyunu,Dia Konyaspor defansını yıpratan koşuları ve asisti ile maçın adamlığı hususunda öne çıkan isimler olsada Mehmet Topuz hem Emre'yi ileri çıkartan hem de defansı rahatlatan oyunu ile maçın adamlığını fazlasıyla hak ediyor.

Haftaya Mehmet Topuz'un gene orta sahaya çekildiği bir Fenerbahçe umuyorum Galatasaray karşısında ve açıkçası sanılandan çok daha zor bir maç olacağını tahmine ediyorum,önümüzdeki günlerin maçın kaderine etkisi fazlasıyla olacaktır dikkatle izlemek lazım.

17 Ekim 2010 Pazar

BATİGOL



Ne güzel abimizdin sen Batistuta.



NOT:İzleyemeyenler için link http://www.youtube.com/watch?v=2tJQmVsSscE&feature=player_embedded

13 Ekim 2010 Çarşamba

MARADONA KİLİSESİ



Maradona Maradona,kurban olam yaradana!

8 Ekim 2010 Cuma

RAKİBİMİZİ TANIYALIM

Mesela küçüklüklerinden başlayalım:

MESUT



PODOLSKİ



SCHWEINSTEIGER



MARİN



MÜLLER









LAHM







KLOSE





28 Eylül 2010 Salı

KASIMPAŞA:2-FENERBAHÇE:6


Nasıldı o cümle,"Sen karardıkça biz aydınlanıyoruz" galiba böyleydi.Niang'ın Fenerbahçe'ye transfer olduğu zaman sanırım birisinin twitter hesabında görmüştüm,tam da emin değilim ama bu minvalde bir cümleydi,ve dün ki maçta cümle kendisini doğrulayarak bir üst aşamaya geçti,Niang,Dia ve hatta Yobo'nun performanslarını görünce "Siz karardıkça biz aydınlanıyoruz" demek daha doğru olur.Lakin saydığım oyuncuların ışıldayan performansları,orta sahada ki boşluğu ve defansın halini gözardı etmeye yetmiyor...

Yılmaz Vural bu ligin kadrolu elemanlarının kalbur üstü şeklinde tarif edebileceğimiz teknik adamlarından.Şovmen kişiliği hocalığını bastırsada zaman zaman takımlarına oynattığı güzel futbol ile adından söz ettiren bir teknik direktör olmuştur.Evet Yılmaz Vural şovu sever ve en büyük şovunu her zaman Fenerbahçe'ye saklamıştır lakin Yılmaz hoca ve Kasımpaşa'nın içinde bulunduğu durum ortamı Yılmaz Vural için gazetelerin ön sayfalarına adının büyük puntolarla yazılacağı o günlerden biri olmaktan çıkarmış,alınacak galibiyeti Kasımpaşa için zorunluluk haline getirmiştir.Geçen senede çok gol yiyen ve gol atan bir takımdı Kasımpaşa ama geçen sene Moritz,Murat Erdoğan,Koray gibi oyunu tutabilen oyunculara sahipti,bu sene başında gönderilen oyuncular ile bozulan iskelet 4-1-3-2'yi kaldıramayınca ortaya 5 forvetli salt hücumu düşünen lakin takım savunması ve orta sahası facia,garabet bir takım çıkarmış.Dün Halil-Hüseyin-Şahin ortaklığıyla muazzam bir gol bulup öne geçtiler,kim bilir Ersen'in saçma penaltısı olmasa belki maçta daha fazla tutunabilirlerdi de ama varsayımlar bile Kasımpaşa'nın gol yiyeceği gerçeğini değiştirmez.

Öte yandan Fenerbahçe'ye baktığımızda orta saha ve defans anlamında Kasımpaşa'dan çokta farklı şeyler söyleyemiyoruz.Alex'li 4-2-3-1'in sağ kanatta hem ileriyi hem de orta sahayı desteklemesi nedeniyle gerekli kıldığı Mehmet Topuz'un varlığı ile Stoch ve Dia'dan birisini tercih etmek zorunda kalan Aykut Kocaman,geçen haftaki performansından memnun olsa gerek Dia'yı tercih etmişti ki Dia'nın Aykut'un tercihini boşa çıkarmadığı aşikar.Dün gece Dia ve Niang ne kadar iyi ise aynı derece kötü bir Bilica vardı sahada,topa temas ettiği her an futbola ihanet gibiydi.Yenilen ilk ve ikinci golde direk hatalıydı Kasımpaşa'nın her atağında acizdi.Geçen hafta solda stoper bek gibi takılan Santos bu hafta geçen haftanın acısını çıkartırcasına ileride kalınca zaten rezil olan Bilica iyice bitti.Orta sahada ise bir başka facia Selçuk vardı.Kesicilik,zamanında müdahele,alan daraltma yapamayan bir ön liberoya sahibiz,attığı paslar ya şut şiddetinde ya da arkadaşını ateşe düşürüyor,dün sahada iyi bir Emre olması dahi Selçuk'u gölgeleyemedi aksine Selçuk tüm orta sahayı karattı.İkinci yarı oyuna giren Caner ve Yobo ile potansiyel gol yeme tehkileri bertaraf edilince Kasımpaşa dirençsiz savunması düştü ve 6 gollü bir skor ortaya çıktı.

Pragmatik Türk basını ve Fenerbahçe taraftarı tarafından geçen hafta takıma zarar vermekle suçlanan Alex bugün attığı 2 gol,yaptığı 1 asist ve Niang'ın 2.golünün oluşumunda ki katkısıyla dün kendisini akladı,haftaya skora katkı yapamazsa gene kaka Alex olacak yaparsa işte biliyorsunuz ve bu böyle sürüp gidecek.Açıkçası ben Aykut Kocaman'ın kafasında ki Alex'siz plana yeterli skor elde edildikten sonra geçmesini bekliyordum ama gerek Dia'nın aşırı eforu ve belki de basına ve taraftara mesaj vermek amacıyla olsaki Alex dün beklenenin aksine 90 dakikayı tamamladı.

6 gollü,Alex'sin Samiyen'de ilk golünü attığı bir maç ile bu sezon ki ilk deplasman galibiyeti güzel.Peki bundan sonra ne olur,Fenerbahçe Kasımpaşa gibi dirençsiz takımlara karşı bol gollü galibiyetler alır,hedef maçlarda ise özellikle fizik yetersizliğin baş göstermeye başladığı 60.dakikadan sonra skor avantajı sağlanmamışsa çok canı yanar,Dia gibi "one man show" performanslara bağlı kalır.

25 Eylül 2010 Cumartesi

MESSİ'Yİ GÖREN MASUM KÖYLÜ

Messi'nin Atletico Madrid maçında Ujfalusi'nin gaddar darbesi ile sakatlandığı anı gördünüz değil mi?Misal bu o talihsiz anın fotografı:



Bu da Messi'nin son antremanından,insan olmadığını kanıtladığı anların videosu/yuh!



NOT:Foto Yiğit Yılmaz'ın Twitter'ından,video linki ise işte bu: http://www.youtube.com/watch?v=8ggGXF0yqZk&feature=player_embedded

24 Eylül 2010 Cuma

THE GAME IS IN US



2018 Dünya Kupası'nın güçlü adaylarından olan Amerika'nın hazırladığı bu video 1994'de ülkelerinde düzenlenen Dünya Kupası'nda futbol hakkında "Ayakla oynanıyor"dan başka bir fikri olmayan bir milletin futbola artan ilgisini göz önüne seriyor.Morgan Freeman'ın etkileyici seslendirmesi ve dil çeşitliliği ile vurgulanan Birleşmiş Milletler özelliği videonun etkileyici kısımları.Sözün özü güzel video olmuş.Bakalım Rusya,İspanya-Portekiz,Hollanda-Belçika,Çin,Avustralya,Katar gibi güçlü rakipleri bulunan Amerikanlar Dünya Kupasını kendi ülkelerine götürebilcek mi!

NOT:Video izleyemeyenler için link: http://www.youtube.com/watch?v=_QA0Rln5ruU

14 Eylül 2010 Salı

33



2003 Konfederasyon Kupasında 93.dakikada Ronaldinho ile yaptığı verkaçın ardından ağlarımıza gönderdiği top ile tanıdı Türkiye onu ki,bu gol onu Fenerbahçe'nin transfer ekseninede sokmuştu aynı zamanda.1.5 yıllık yılan hikayesine dönen bir uğraştan sonra 2004 yılında nihayet Çubuklu'yu giydirebilmiştik Alex de Souza'ya.İlk maçını daha dün gibi hatırlarım,Kadıköy'de Alex'li Fenerbahçe'nin Samsunspor ile yapacağı maç için mahallemizdeki kahveye akın etmişti millet.Top her Alex'in ayağına geldiğinde heyecanlanıyor,yaptıkları şeyleri hayranlıkla izliyorduk.Top Alex'in ayağına o kadar yakışıyordu ki maçı izleyenlerden kimisi top Alex'den uzaklaşmaya görsün anında "Versenize lan Alex'e topu" diye veryansın ediyordu.Evet o gün topu Alex'e verdiler ve o Alex topu 7 sene boyunca öyle kontrol ettiki önünde milyonlarcası saygıyla eğildi...Bugün 14 Eylül 2010 ve Kaptanımız Alex 33 yaşında.İyi ki doğdun Alex,seni anlatmaya kelimeler yetmez,teşekkürlerimiz satırlara sığmaz!

Videoda Alex'in Fenerbahçe forması altında attığı ilk gol var,izleyemeyenler için link:http://www.youtube.com/watch?v=hd5LG6HHdS8&feature=player_embedded

11 Eylül 2010 Cumartesi

BLUE MOON RISING



Harika trailer,Manchester City'nin sezonu bu trailerın yarısı kadar şahane geçerse ne mutlu onlara.


Not:İzliyemiyenler için videonun linki http://www.youtube.com/watch?v=1J8mlsk_SfQ&feature=player_embedded#! budur,v tünel felan yap işte bir şeyler,kocaman adamsın artık benim bunları söylemem gerek yok.

7 Eylül 2010 Salı

TÜRKİYE:3-BELÇİKA:2


Fatih Terim 2008 Avrupa Şampiyonası elemelerinde Malta ile 2-2 berabere kaldığımız maç sonrası kendisine yönelik eleştirilere "Ben ders almam ders veririm" cevabını verdiği zaman aslında bir ülkenin karakterini,mantalite biçimini tezahür ediyordu;Evet biz büyük bir ülkeyiz ve daima verilmesi gereken dersleri biz veririz,ders almamıza gerek yok.

Lakin (edit)"Bir nasihat bin musibetten iyidir" gibi yapıcı atasözleri bulunan bir ülkenin evlatları olarak kendimizi Dev Aynasında görmenin şimdiye kadar hep bizim zararımıza olduğunu,o ders almayan ders veren yapımızdan dolayı göremiyoruz.Kendimizi Dev Aynasında görüyoruz ve diyoruz ki Belçika bizim rakibimiz değil,Almanya üst düzey bir takım değil,grup 1.'liğinden başka bir sonuç başarısızlık;Dev aynasında görüyoruz ve diyoruz ki lokum gibi kura çektik,Manchester United eski gücünde değil,CL'de Kupa hedefliyoruz...Şerefli mağlubiyetlerden bugün içinde bulunduğumuz nokta arasında dağlar kadar fark var ama o geçiş sürecinde başarılı olan Türkiye yeni geçiş sürecinde her anıyla dibe batıyor.Kendini dev aynasında gören,ders almayan ama ders veren karakterimiz yüzünden merdivenin basamaklarını beşer beşer atlayarak zirveye ulaşmaya çalışıyoruz ama bu sonu başarısızlığa çıkan yolda hüsrana uğradığımız zaman kadrosunda Anelka,Appiah,Alex olan takımımızın neden grup sonuncusu olduğunu,tarihinde 2.kez katıldığı Dünya Kupasında 3.olan takımın neden bu turnuvaya bir daha katılamadığını anlanlandırmıyoruz,günü kurtarma adına seçtiğimiz bir günah keçisini görevinden alıp yerine yeni bir günah keçisi adayı koyuyoruz.

Guus Hiddink gerek futbol aklı gerekse kişiliği ile çok özel bir insan.Şimdiye kadar gittiği her kulüp takımı ve milli takıma izini bırakmış bir teknik adam.İnsan olan Hiddink Korelilerin içindeki özgüveni,teknik adam olan Hiddink ise Avustralyalılar ve Ruslar'ın kapasitelerini üst düzeye çıkartarak bu ülkelerde başarılı oldu.Hiddink geçmişinden ders alan ülkelerin bugün hala başarılı oldukarını görüyoruz.Daha görev başına 4 ay önce geçmiş Hiddink'in bu akşam gücünü kaos futbolundan alan Milli Takımıza uygulamaya çalıştığı yaptırımlar,zihin değiştirme çabaları daha skor ilk yarı 1-0 aleyhimizeyken yerden yere vuruluyor ve ders vermek için pusuya yatanlar birer birer ortaya çıkıyor.Ama şaşırmamak gerekiyor,biz bundan 20 yıl öncede PSV Eindhoven'dan Şampiyonlar Ligi Şampiyonu teknik direktör ünvanlı gelen Hiddink'e de ders vermeye çalıştık,işine karıştık ki Hiddink'in kariyerinde mutlak başarısızlık olarak tanımlayabileceğimiz tek dönem de buna rastlar.Geçmişimizden ders almıyoruz,sürekli ders vermeye çalışıyoruz,bugün bu maçı kazandık ama olası bir puan kaybında yaşanacaklar kestirilmesi güç şeyler değil,Uğur Meleke'nin dediği gibi Yine Yalnızsın Hiddink ve insan yönü kuvvetli teknik adam kişiliğininin yanına bol sabır ekleyip Dangerous Minds filmindeki Michelle Pfeiffer rolüne bürünüp ders almak istemeyen öğrencilerine ders verebilmen gerek yoksa,2. Türkiye seferini de yanlız bitireceksin ve dersini alan taraf gene sen olacaksın!

22 Ağustos 2010 Pazar

PELE REYİS



Pele,Sylvester Stallone nam-ı diğer Rocky/Rambo ile...



Pele bu sefer ise Brigitte Bardot ile aynı karede.

20 Ağustos 2010 Cuma

TÜRK MESUT



Mesut'un Türklüğündne şüphe edenlere gelsin bu resim.

RONALDOCUK



Ronaldinho Sırp manken Sanja Brnovic'le takılıyor,ah ne güzel yapıyor lakin içki,manitalar,alemler felan iyi de sonra gene Ya Ya Ya Şa Şa Şa'da ki İlyas Salman'a bağlama be anam.

DEİVİD de SOUZA


Çoğu kişi hatırlamaz ama Fenerbahçe'nin Deivid'le olan ilk teması 2003-2004 sezonunun devre arasına dayanır.Pierre'in yanına ileri uçta bir partner arayan Fenerbahçe'nin o dönem Luis Fabiano ile birlikte gündeminde olan iki Brezilya'lıdan biriydi Deivid De Souza.Cruzerio'da forma giyen ve Luis Fabiano gibi 10 Milyon Dolar değerinde olan Deivid,gol krallığında rakibi Fabiano gibi aynı hafta hat-trick yapınca birden fiyatı 15 milyon dolara fırlamış ve haliyle o dönem bu transfer gerçekleşmeyip takıma Deivid'in Cruzerio'dan takım arkadaşı Marcio Nobre dahil edilmiştir.

2004
'de gerçekleşmeyen transfer 2006-2007 sezonunun başında bir Ağustos sabahı tam da bunun gibi çalkantılı bir dönemde Aziz Yıldırım'ın taraftarın ağzına emzik niyetine yaptığı süpriz transferlerle Mateja Kezman ve Edu ile aynı gün gerçekleştirildi.Fenerbahçe'nin Lugano,Edu,Kezman,Uğur Boral,Tümer Metin ile 100. yıl transferlerinden birisi olan Deivid'in ilk sezonu hatırlanacağı üzerine pekte iyi geçmemişti.Bir çok iyi maç çıkartmasına rağmen Az Alkmaar maçında kaçırdığı boş kale yüzünden "kazma" atfında bulunanlar bu takıma Guiza adında bir oyuncunun geleceğini bilemezlerdi elbet!Deivid tüm olumsuzluklara ve taraftar protestolarına rağmen Trabzonspor'a attığı golle Fenerbahçe'nin hali hazırdaki son Şampiyonluğunu getiren oyuncu olmuştu.Ertesi sezon hemen hemen herkes Deivid'in takımdan gönderileceğini düşünüyordu,basın hergün Deivid yerine Adriano,Zigic gibi isimlerden birini takıma katıyordu ama Zico, Deivid ısrarını sürdürerek oyuncuyu takımda tuttu.2007-2008 sezonunun başın Almanya'da Beşiktaş ile yapılan Süper Kupa maçında Deivid'e sağ kanatta uzak forvet rolü biçen Zico hemen ilk maçta ısrarının karşılığını Deivid'in Beşiktaş'a attığı gol ile aldı.Takip eden maçlarda özellikle Şampiyonlar Ligi'nde attığı gollerle rüştünü ispat edip Fenerbahçe tarihinin en uzun soluklu Avrupa yürüyüşünün mimarlarından biri olan Deivid,Beşiktaş'a attığı golle 5 sene sonra Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı Kadıköy'de mağlup edebilmesine katkı sağladı,Galatasaray'a attığı golle o meşhur Yengeç Dansı'nı icat etti.

2008-2009 sezonu hem Deivid hem de Fenerbahçe için büyük bir kayıptı.Sene başında annesini kaybeden Deivid birde bunun üzerine bacağını kırınca uzun süre sahalardan uzak kalmıştı.Geri döndüğü ilk maç olan 5-2'lik Bursaspor maçında takımın 5. golünü attıktan sonra göz yaşlarını tutamaması,2 hafta sonra ki derbide Kadıköy'e hiç olmadığı kadar iddialı gelen Galatasaray'a takımının en iyisi olduğu maçta oyununu attığı harika golle süslemesi Deivid'in Fenerbahçe tarihinde ki unutulmaz anlardandı...

Geçen sezonu zaten anlatmaya gerek yok,sakatlığı yüzünden sezonun neredeyse tamamını kaçıran bu özel adama bu sezon ki yeni oluşum içinde veda ettik.Deivid'in yeni adresi eski dost güzel insan Zico'nun yanı.Güle güle Yengeç Adam yolun açık olsun ve teşekkürler Trabzonspor'a,Beşiktaş'a,Galatasaray'a,Inter'e,Sevilla'ya,Chelsea'ye attığın o gol için;Teşekkürler yaptığın Yengeç Dansı için;Teşekkürler de Souza'ların Deivid'i olduğun için.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

FENERBAHÇE:4-ANTALYASPOR:0



Kronikleşmiş "Ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali" sorularıyla başlanan bir sezon daha,çıkan kısmın özetini hepimizin bildiği için tekrar tekrar dillendirmeye gerek yok ama yakın geçmişin ana başlıklarında dönersek 9 yıl sonra lige bir Türk hoca ile başlayan Fenerbahçe görürüz karşımızda ki mevzu bahis Türk hocanın "hocalığı" daha hazırlık kampının başında eleştirilmeye başlanmıştı.Young Boys maçlarıyla had safhaya çıkan eleştiriler "Aykut hoca değil"cilerin elini güçlendirirken Fenerbahçe taraftarlarının içinde de bölünmelere ve endişelere hasıl olmuştu.Tüm endişelere ve soru işaretleri altında Fenerbahçe dün lige olabilecek en güzel şekilde merhaba dedi.



Neden olabilecek en güzel şekilde "Merhaba" dedi derseniz bunun skorla alakası yok,bu durumu kesinlikle oynanan ve oynanmaya çalışılan oyunla bağdaştırabiliriz,çünkü hazırlık maçları ve Şampiyonlar Ligi elemelerindeki o miskin,kolay top kaybı yapan,orta sahayı törenle geçen takım gitmiş yerine adeta yepyeni,dinamik ve arzulu bir takım gelerek biz Fenerbahçe taraftarlarına uzun süredir hasret olduğu rahat maçı izletmiştir.Normalde seyircisiz maçlarda zorlanan Fenerbahçe'nin seyircisizi geçtim en son hangi maçı bu denli rahat kazandığını hatırlamıyorum.Özellikle ilk 45 dakikada ki oyun takdire şayandı.Rakibi önde karşılayarak alan daraltan,hızlı pas yapan,birbirinin mevkisine girerek alan dolduran bir Fenerbahçe vardı ilk yarı.Özellikle Gökhan Gönül'ün katılımıyla sağ kanatın aktifliği Mehmet Topuz'un Fenerbahçe forması altındaki en iyi maçını çıkarmasını sağladı.Alex-Semih ortaklığından doğan gollere eklenen Gökhan Gönül'ün şans golü maçı erken bitirdi,geriye kalan dakikalar maçın kremasıydı.İkinci yarı skorun getirdiği rehavet ve sıcak hava şartlarından dolayı tempo düşüren takımın,yaşadığı konsatraston kaybına rağmen gol yememesi Lugano'nun varlığına bağlanabilir.



Güzel oyun ve 4 golle gelen 3 puanın getidiği liderlik felan hoş şeyler tabi,en azından sene başı takımdaki bu ışık Trabzonspor ve Paok maçları öncesi taraftarın ihtiyaç duyduğu umuttan bir tutam verdi,e zaten Kaptan Onedın'ın dediği gibi Bir umut değilmidir insanı yaşatan.

25 Temmuz 2010 Pazar

FORLAN ANİME



Dünya Kupası'nın Altın Top ödüllü futbolcusu Diego Forlan için animemimsi bir video hazırlanmış.Suarez'in "eli" videonun zirve anı.Çok şukela olmuş,izleyemeyenler için linkide budur:

http://www.youtube.com/watch?v=gf_aMsXC2IY&feature=player_embedded

23 Temmuz 2010 Cuma

FENERBAHÇE 2010-2011 STAYLA



Forma bir takımın şanlı tarihinin şekle bürünmüş halidir,milyonların sevgisinin sembolüdür.Aşk renkleredir,aşk amblemedir ve o aşkın temsilidir forma,isimler gelip geçidir forma daimidir...Her sene en az transferler kadar beni heyecanlandıran yeni sezon formaları,taraftarı müşteri gören zihniyet ne koparsak kardır düsturu yüzünden ne idüğü belirsiz garabet tasarımları önümüze koysa da,içimizi kemiren merak her defasında üstün gelen taraf oluyor.O nedendir ki günlerdir çıkacak formanın basına sızan bir resmi var mı diye interneti didik didik arıyoruz,Neon forma gibi saçmalıklar olacak mı diye korkuyoruz.

Bu gece tanıtıldı yeni formalar,tabi ki herkesin gönlündeki Fenerbahçe forması başka,bende o herkesten birisi olduğum için bende daha farklı şeyler bekliyordum ama ortaya konulan tasarımlarında pek hayal kırıklığı yarattığı söylenemez.



EFSANE ÇUBUKLU FORMA:
"Bu sene geçmiş senelerden farklı olarak formadaki çubukların kalınlığı inceltilerek formanın Fenerbahçe Spor Kulübü’ nün bünyesinde barındırdığı 9 branşı temsil edecek şekilde 9 parçadan/çubuktan oluşması sağlandı" denmiş ama ben son 3 sezonun Efsane Çubuklu'sundan pek farkını görmedim.Efsane Çubuklu ile fazla oynanmaması güzel ama ben daha ince ve daha fazla çizgili,bu sene satışa sunan Efsane Forma(Lefter forması)ya yakın bir tasarım bekliyordum.Sırtta nihayet devam eden çizgiler isabet olmuş.



KANARYA FORMA:

İşte en beğendiğim forma bu.Beyaz renkli Fenerbahçe formaları daima estetik gelmiştir bana.Formanın gerek sade oluşu,gerekse o sadelik bozulmadan uygulanan kanatlı Fenerbahçe amblemli kabartma gönlümü fethetti.En çok bu satmaz ama ben bunu alırım her türlü.



FENERBAHÇE GÜNEŞİ FORMA:

Bu formada kullanılan renk Tetra mavisi imiş.Açıkçası ben forma konusunda muhafazakar olduğum için bu tarz renklerin kullanılmasına 2008 yılında kullanılan Turkuaz ve 2009 yılında kullanılan Neon renklerinde olduğu gibi karşıyım ama bu fena da durmamış hani.Real Madrid'in formasında ki Güneş dizaynına benzeyen kabartma güzel.Olur bu!



PALAMUT FORMA:

Net olmamış!Rezerv forma olarak geçiyor bu forma,inşallah hep rezerv kalır.Fenerbahçe Palamutunun forma da kullanılması felan hoş şeyler ama "Yeşil"mi,lütfen yapmayın.Fenerbahçe'nin Logosunda yer alan renklerden birisi olması o rengin kullanılacağı anlamına gelmez.Oldu olacak Kırmızı rengi kullanın tam olsun!


Acısıyla,umarım bol tatlısıyla geçecek bir senede işte bu formalar bizleri temsil edecek,hayırlısı olsun,ama benim retro Çubukludan sonra en çok görmek istediğim forma,"Sarı Kanaryalar" söylemini doğrulayan düz sarı formadır,aha da budur:



Seneye olsun artık böyle bir şey.

Foto:www.turkfutbolu.net