8 Mayıs 2009 Cuma

ŞARAP ÜZERİNE


Gecenin bu saatinde şarap bardağında voktakımı usulca yudumlarken birden bire şarap hakkında bir tespit yapasım geldi ki,bana ara sıra vahiyle iner bu tespitler şimdi gene öyle oldu ve ben bu tespiti sizinle paylaşmak istedim,heralde yarın da arkadaşlarımla paylaşarak onların kafasını şişiririm...


Efendim entel ortamların gözde içkisi olan şarabın diğer içkilere nazaran garip bir durumu var.İçki servisinin olduğu herhangi bir sergide etrafın en cool sanat aşkıyla yapıp tutuşuyor gibi şekil abilerini ve ablalarını içki servisi başladığında Halk Ekmek kuyruğunda ki Emine teyzeye,Kenan amcaya çeviren bu içkinin kişiyi vezir de,rezil de eden bir anı var.Misal bu şarabın kalitelisini(pahalısını) içtiğinde kişinin diğer insanların nezhinde büründüğü elit insan görüntüsü,entellektüel bünye intibası içilen aynı içkinin markasızı ve haliyle daha ucuzu içildiğinde kişiyi o elit görüntüsünden arındırıp,şarapçı kisvesine sokuyor.Halbuki içilen içkilerin cinsi aynı fakat bürünen kılık farklı.Bir nevi "Ye kürküm, ye!" durumuda diyebiliriz,kimse demezze en azından ben öyle derim.Aynı durumu bir votka da olsun,bir bira da olsun göremeyiz ama Fransız etkisiyle aşkın içkisi,melankolinin yoldaşı sayılan bu içki de durumlar böyle.Bir dakika önce 1981 yapımı bir kırmızı Petrus şarabı içen elma saplı şapkalı,fularlı ve sakallı entel abiye,bir dakika sonra öz be öz Güzel Marmara şarabı içirdiğin vakit abinin şapkası ve fuları düşüyor,üzerinde ki röbdeşambr eski bir paltoya evrimleşerek abiyi Şarapçı Niko kılığına sokuyor,acı ama gerçek bu.Burdan çıkarılması gereken derse gelince Terli terli su içmeyin derim,ne dersi lan hayat bilgisi kitabımı bu olum,yazdım bitti yok kıssadan hisse durumları ya da var sen seç...

7 Mayıs 2009 Perşembe

ISKA


"Seninle benim aramda kocaman bir "Park" vaaar!" dedi dün ki maçta Manchester , Arsenal'e!Kelime espriside geldi ne güzel, o zaman asıl konumuza geçelim kuzum.Aslında dün Arsenal-Manchester yarı final maçını da yazmıştım fakat bir takım teknik aksaklıkar nedeni ile yazıyı kaybettim ve tekrar yazmaya üşendim(Sen git sayfadan çık yap yanlışlıkla bunun adı teknik aksaklık olsun,hadi ordan artist).Neyse benim dikkatimi çeken şey yarı final maçlarının kader anları oluşturan pozisyonların benzerliği oldu.Dün ki maçta genç oyuncu Gibbs'in önünde ki topu ıska geçtiği pozsiyonda Güney Kore'li oyuncu Park golü atarak turu Manchester'a getirmişti.Ronaldo'nun golleri işin kaymağıydı sadece.Bugün ki maçta da gene bir ıska turu geçen tarafı belirledi.Mükemmel bir gol atan ve maçın o anına kadar Chelsea adına maçın adamı olabilecek bir futbol ortaya koyan Gana'lı oyuncu Essien'in 93. dakika da Eto'o'nun önünde ıska geçtiği top gol oldu ve final Barcelona'ya gitti.İki günde ıska geçilen iki top ve belirlenen finalistler.Güzel oyunsun be futbol vesselam.

MARILYN'İN GOYA'SI

İNSAN ÖLDÜRME SANATI



Bir insanın başka bir insana ait olan yaşam hakkını sabote etmesine cinayet diyoruz,cinayeti işleyen insana da katil.Kimin ne zaman,hangi şartlarda katil olacağı bilinmez,keza bende katil olurmuyum olmazmıyım bilemiyorum.Lakin eğer allah göstermesin katillik müessesine girecek olursam,ben de aynen böyle adam öldürmek istiyorum.Karındeşen Jack halt etmiş bu abi yanında:)

NO YOUTUBE LAND



Dünyanın en popüler video paylaşım sitesi olan Youtube'un ülkemizde ki ne idüğü belirsiz yasağının üzerinden 1 sene geçmiş.Hani başbakanın "Ben girebiliyom ki" dediği site var ya o.Kim bilir bizim internette yapamadığımız neleri yapıyordur Mister Tayyip?

Başbakan size bir titreşim gönderdi!

6 Mayıs 2009 Çarşamba

CHELSEA:1-BARCELONA:1



KAZANAN POZİTİF FUTBOL

Bu maç için yazılabilecek o kadar çok şey varki...Pozitif futbolun anti-futbola karşı zaferi,maç 90 dakikadır ve atamayana atarlar klişesinin işleyişi gibi ana başlıklar bunlardan yanlızca üçü mesela.Bu maçta Chelsea'nin aynı ilk maçta olduğu gibi defansif, oyunu kendi yarı sahasında kabul eden ve rakibi bozmaya yönelik bir oyun ortaya koyacağı zaten ilk maçtan belli olmuştu.Buna benzer bir oyunu yılın ilk yarısında ki Barcelona-Real Madrid maçında Juan De Ramos'de denemişti hatırlarsınız,fakat gerek oyuncu kalitesi gerekse fizik gücü açısından Chelsea'nin bir hayli gerisinde olan Real bu düşüncesinde muhaffak olmamıştı ama Chelsea ilk maçta gerçekleştirdiği Barcelona'dan gol yememe başarısını nerdeyse bugünde başarıp tüm futbol sevelerin gönlünde ki finale engel oluyordu ki sahneye Biyonik Adam İniesta çıktı ve benim gibi milyonları sevindirdi...



İlk maçta ki tek forvetli sistemin aksine bugün sahaya Anelka,Drogba ikilisiyle çıkan Chelsea'nin amacı maçta da bariz bir şekilde görüldüğü gibi attığı bir golün üstüne yatarak Barcelona kalesinde kontrataklarla pozisyon bulmaktı,Essien'in attığı mükemmel golün maçın başında gelmesi belki de bugün Chelsea'yi bugün bu kadar geriye yaslandıran unsurdu.Barcelona'nın orta sahada ki pas trafiğini durduramayacağını bilen Chelsea'li oyuncular Barcelona'yı kendi yarı sahasında kabul edip, Katalanları kendi ceza sahalarının etrafında durdurmayı tercih ettiler ki,maçtan önce sol dizinden sakatlanan ve Barcelona'nın hucüm hattında ki pas trafiğinin önemli bir parçası olan Henry'nin yokluğunda mantıklı bir seçim gibi duruyordu...




Henry'nin yokluğunda solda İniesta'yı orta sahada da Busquets'i tercih etmişti Guardiola.Maç boyunca hızlı paslaşmalarla Chelsea ceza sahası önüne kadar rahatlıkla gelebilen Barcelona,Chelsea kalesine yaklaşırken önce Lampard,Essien,Ballack üçlüsünden oluşan Chelsea duvarına,onları alt edebilirlerse da Terry,Alex,Bosingwa ve Ashley Cole dörtlüsüyle karşılaşıyordılar.Güçlü orta sahadan yıpranarak geçen Barcelona da,Messi ve İniesta'nın ekstra çabaları da pek çaba etmedi...


Defansta Barcelona'yı durdurarak kontralarla Barcelona kalesine inen Chelsea maç içinde skoru değiştirebilecek pozisyonları da buldu,hatta bu pozisyonlardan birinde Drogba, Alves'i ekarte ettiği pozisyonda kendi vurmak yerine yanında ki Essien'e verse belki maçı koparan skoruda bulacaklardı ama Drogba'nın bu bencilliği maçın kader anlarından birisi oldu.Bu tehlikeli kontraların birinde 66. dakikada hakem Anelka'nın düşüldüğünü düşündüğü pozisyonda Abidal'i oyundan atarak Barcelona'yı 10 kişi bıraktı.Rakibin, deplasmanda 1-0 yenik olduğu anda bile oyunu kendi yarı sahasında kabul etmeye devam etti Chelsea.Chelsea'nin bu tercihi doğal olarak Barcelona'nın 10 kişi olmasına rağmen maçın hakimi olmasını devam ettirdi.Bu dakikalarda Chelsea'nin ürkek oyunu nedeniyle Pique'de ileri çıkmaya başladı ama Chelsea Pique'nin bu ileri çıkışlarını bile değerlendirmeyi düşünmeyerek aynı negatif oyununu sürdürmeye devam etti...



Barcelona ceza sahası içinde pozisyonlara devam etmek yerine kendini yere atmayı düşünen Chelsea'li futbolcular o kadar çok kendini yere attı ki hakem Chelsea'nin penaltı istediği pozsiyonlardan birisi olan Pique'nin topa eliyle dokunuduğu pozsiyonda Chelsea'nin net bir penaltısını vermedi.Hakem 4 dakika uzatmatı verdiği zaman trübünde ki Chelsea'li taraftarın endişeleri gözlerinde okunuyordu ki boş bir endişe olmadığı 3 dakika sonra gördük.10 kişi kalmış rakibine karşı son 4 dakika da bile defansif futbol anlayaşından vazgeçmeyen Chelsea bunu pahalıya ödedi.Maç boyunca sağ kanattan çok yüksek ve kötü ortalar kesen Dani Alves bir kez daha çok kötü bir top kesti ama auta çıkmayan top Eto'o'nun önüne düştü,topu aslında çok kötü kontrol eden Eto'o o ana kadar belkide maçın adamı olan Essien'in topu ıska geçtiği pozisyonda Messi'ye pas verdi,çoğu oyuncunun o açıdan kaleye vuracağı pozisyonda Messi gene büyüsünü yaptı ve Messi ceza sahası dışında ki İniesta'yı gördü.İniesta'nın mükemmel şutu gol olunca Stamford Bridge'de sadece Katalan sevinç çığlıklarının duyulmasına neden oldu ve kazanan yazının başında da söylediğim gibi Pozitif futbol oldu.Son dakikada ceza sahasında gene penaltı bekleyen Chelsea'nin umutları ve penaltı istekleri hakemin son düdüğüyle sona erdi.




Sezonun en iyi topunu oynayan iki takım böylelikle finalde buluşmuş oldu. Bu sene çok enteresan maçlara sahne olan Şampiyonlar Ligi'nin finalide umarım adına yakışır bir maça sahne olur ama bizim gönlümüzde yatan aslanının Barcelona olduğunu söylemem gerek yok sanırım.Roma'yı sabırsızlıkla bekliyoruz ve Viva Barcelona diyoruz(siz kimsinin derseniz bir kaç kendini bilmez ile kendini ara sıra bilen adamlar derim susar kalırsın öyle okuyucu)!

4 Mayıs 2009 Pazartesi

POISON IVY



sketch by Yıldıray Çınar

BEŞİKTAŞ:1-FENERBAHÇE:2



"Hafta içinde başkanların bir araya gelmesiyle ilgili olarak çok şey söylendi. Hafta içi çıkan haberlerden sonra bu maçı kazanmak zorundaydık. Bu maçı özellikle bunu için kazanmamız gerekiyordu. Fenerbahçe'nin, tarihinde hiçbir kara lekesi yok. Bunun için kazandık..." diyordu maçtan sonra Gökhan Gönül.Bu bile bu maçta ki iyi oyunumuzun nasıl geldiğine dair bir ipucu olabilir merak edenlere.Bunun gibi büyük maçlara zaten iyi motive olarak çıkan Fenerbahçe için maç öncesi çıkan yakışıksız spekilasyonlar ekstra bir motivasyon sağlamıştı.


Maçı değerlendiricek olursak,gündüz Sivasspor'un yenilmesiyle motive olmasını beklediğimiz ama bu gibi büyük maçların psikolojini kaldıramayan Beşiktaş daha maça başlamadan ilk golü Mustafa Denizli'nin yanlış kadro seçimi ile yedi.Son haftaların işleyen kadrosunu bozan Denizli bir kez daha Beşiktaş'ın bu sene neden ligin ilk 6 sırasında ki takımlara karşı zorlandığının yanıtı veriyor gibiydi.Fenerbahçe ise bir hayli eksik oyuncusuyla gittiği İnönü deplasmanına,Aragones'in maç öncesi beni ve bir çok Fenerbahçe'liyi endişelendiren stoperde gerçek mevkisinin Türkiye'de ki en iyi oyuncusu Gökhan Gönül,Gökhan yerine ise bu sene yokluktan sağ bekte gördüğümüz Ali Bilgin ile başladı maça.Sadece prestij mücadelesine çıktığımız maçta,herhangi bir puan kaygımız olmaması bu akşam ki Barcelonavari paslaşmaları getirdi diyebilirim.Sezon ortalamasının çok çok üstüdünde isabetli paslaşarak Beşiktaş'ı kalesinden uzak tutan Fenerbahçe sağda Deivid'in Alex rolünü üstlenerek içe katetmesi,solda ise kadrodışı kaldıktan sonra bu yıl ki en düzenli topunu oynayan Uğur Boral ile topu Beşiktaş kalesine taşımaya çalıştı.Emre'nin ve Selçuk'un üstün oyunuda orta sahayı bize kazandıran unsurdu.Semih'te zaman zaman orta sahaya yaklaşarak pas varyasyonlarına girince gol için ilk seçeneğimiz en uçta yer alan Guiza oluyordu ki,ilk gol gene senenin ilk maçında olduğu gibi harika bir aşırtma ile ondan geldi.Bu golde Gökhan Zan'ın hatası kuşkusuz büyüktü.Attığımız golden sonra Beşiktaş kalemizde baskı kurmaya çalışsada Delgado ve Tello gibi bitirici adamları kendilerinden beklenen pasları Fenerbahçe'nin üstün orta sahasınında etkisiyle Fenerbahçe'nin birinci bölgesine atamayınca ilk yarı 1-0 Fenerbahçe üstünlüğü ile bitti...



İkinci yarı Mustafa Denizli'den beklenen Yusuf ve Cisse değişikleri geldi.Bu dakikalarda maça hızlı başlayıp rakip kaleyi abluka altına alması taraf haliyle şampiyonluğu kovalayan ev sahibi Beşiktaş idi ama Fenerbahçe ilk yarıda sürdürdüğü sakin ve ayağa pas yapan oyununu sürdürerek,Beşiktaş kalesine yavaş yavaş giderek posizyonlara giren taraf oldu.54. dakikada bu oyununun meyvesini bir kez daha alan taraf Fenerbahçe,Beşiktaş'ın sol çizgisinde Ali Bilgin,Deivid ve Uğur ile üçgenler kurarak tam 17 pas sonucunda Ali Bilgin'in Semih'e çıkarttığı topta Semih'in ayağından gelen gol ile senenin en organize gollerinden birine imza atarak 2-0 öne geçti.Bu sene bu gibi deplasman maçlarında ki en büyük sorunumuz olan 2. golü atamama sendromunu da yendiğimiz için oyunun ve tam hakimi konumuna geçtik derken saha içinde ki anlamsız Deivid ve Emre kavgasu geldi.Bu gibi durumlarda disiplinli olduğunu bildiğimiz Aragones'de kavga eden taraflardan sinirine hakim olmakta zorlanan oyuncusu Emre'yi çıkartıp yerine Deniz'i alınca işleyen orta sahamız bozuldu.Bu değişiklikten kısa süre sonra ilerde topu tutan Semih'in yerine Kazım değişikliği ve akabinde Holosko'nun oldukça ekstrem olan muhteşem golü gelince skor 2-1'e geldi ve beklenen Beşiktaş baskısı 70. dakikadan sonra başladı.Kalan dakikalarda ilerde top yapacak oyuncu eksiliğimiz nedeniyle defansta ki topları bam-güm diye tarif edilen uzaklaştırma taktiği ile topu kaleden uzak tutan Fenerbahçe senenin en iyi topunu oynadığı karşılaşmada maçı hakkı ile kazanan taraf oldu.

Kulübümüzün kuruluşunun 102. , Atatürk'ün kulübümüzü ziyaret edişinin 91. yıldönümü ve Lefter'e Vefa heykelinin açılışının yapıldığı bu anlamlı günün gecesinde başta stoperde bile gönülden oynayan adam Gökhan Gönül ve galibiyeti Çubuklu formaya yakışır bir mücadele ile bizlere sunan tüm futbolculara,teknik kadroya ve takımımızı deplasman yanlız bırakmayan taraftarımıza teşekkür ediyorum ve maç öncesi takımımızı karalamaya yönelik dedikodular çıkaran insancıklara hatırlatıyorum:Fenerbahçe yenilmez,bu formayla dalga geçilmez!

3 Mayıs 2009 Pazar

WİN

BERNABEU GOLCÜSÜ


Thierry Daniel Henry, Santiago Bernabéu deplasmanına çıktığı maç sayısı 3,attığı gol sayısı 4 ve şimdiye kadar hiç boşu yok.

21 Şubat 2006:REAL MADRİD:0-ARSENAL:1 (47-Henry)

08 Mayıs 2008:REAL MADRİD:4-BARCELONA:1(87-Henry)

02 Mayıs 2009:REAL MADRİD:2-BARCELONA:6 (17/58-Henry
)

2 Mayıs 2009 Cumartesi

YAŞANDI BİTTİ SAYGISIZCA:R.MADRİD:2-BARCELONA:6


Hep yaptılarını gene yaptılar ama nedense biz gene şaşırdık,sanki ilk kezmişçesine hayran kaldık...Bahsettiğim Barcelona tabi ki bu sene artık kaçıncı 6'lık maçları oldu ben sayamadım,mecazi anlamda değil gerçek anlamda baş döndürücü pas trafikleri,istedikleri zaman gol pozisyonuna girebilmeleri,rakibi paslarıyla yormaları felan bunlara artık alışmamız ve olağan bir durum gibi kabul etmemiz lazım ama olmuyor,normal kabul edemiyoruz,her seferinde daha da bir hayran oluyoruz,daha da bir şaşırıyouz.Lakabı Galacticos olan taraf Real Madrid ama bugün sahada ki gerçek Galacticos Barcelona idi ya da Real Madrid Galacticos ise Barcelona bambaşka bir şey...


Maç ilk dakikalarda Barcelona'nın seri paslarıyla başladı,hatta maçın henüz 2. dakikasında Messi Real'li oyunculardan kaptığı topu sağda boş pozisyonda ki Xavi'ye veriyor,Xavi'nin şutunda iyi yer tutan Casillas topa sahip oluyor.Derken dakikalar 10'u gösterdiğinde Real Madrid 4 puan geri olan taraf olmanın,ev sahibi olmanın psikolojisiyle Sergio Ramos'un Abidal'i geçip mükemmel ortaladığı pozisyonda sezonun Real Madrid adına kazanılan en büyük değeri olan Arjantinli genç oyuncu mükemmel kafa golü ile Real Madrid 14. dakika da 1-0 öne geçiyor ve kısa sürede olsa puan farkını 1'e indiriyor...


Bu dakikadan sonra bunun gibi kritik bir maçta ne beklersiniz, golü yiyen tarafın paniklemesini,golü atıp psikolojik üstünlüğü alan tarafın ise rakibi daha fazla baskı altına almasını heralde ama giriş cümlesinde haklı övgümüzü alan takım Barcelona takımı o kadar rahattı ki yedikleri golden sonra eksta bir çaba göstermeden sadece bildikleri oyunu oynamaya devam ettiler,son derece sakin ve bir o kadarda tehtidkar oyunlarını.Yedikleri golden 3 dakika sonra Barcelona maç başında beri denediği sondan Henry'i defansın arkasına kaçırma girişiminde bu sefer muaffak olarak Messi'nin muhteşem topunda Henry'nin alışagelmiş falsolu plasesi ile durumu hemen 1-1'e getirip rakibin psikolojik üstünlüğü bir anda lehine çevirdi.Bu dakikadan sonra maç Henry'nin 2005 yılında Barcelona'nın deplasma Real'i 3-0 yendiği maçta Ronaldinho'nun performansının bir benzerine tanık oldu.O 3-0'lık maçta Ronaldinho Real'in sağ kanadını tek başına çökertmişti bu maçta da Henry aynısını yaptı,topla buluştuğu her pozisyonda karşısına çıkan belkide şu an dünyanın en iyi sağ beki olan Sergio Ramos'u ekarte eden Henry Real Madrid kalesinde tehlike yarattı ki,Henry'yi bu dakikalarda durdurmanın tek yolu sertliğe başvurmaktı ki Cannavaro'da öyle yaptı ve 20. dakikada Henry'nin düşürüldüğü noktadan Xavi'nin kullandığı topu kafasıyla ağlara gönderen kaptan Puyol Barcelona'yı bir anda 2-1 öne geçirdi.Real Madrid'in gardının iyice düştüğü bu golden sonra Barcelona bir çok kez 3.gole yaklaşsa da son vuruşları iyi yapamamaları 3. golü bir türlü getirmedi.Barcelona'nın gol pozisyonlarını cömertçe harcadığı bu dakikalarda Real Madrid ara ara kıpırdansa da duran toplar dışında Barcelona kalesine gitmeleri mümkün olmadı.Real'in bu çaresizliğine birde defansta Xavi'ye kaptırılan top gelince Messi 4. denemesinde golü yapıyor ve tarihi hezimetin kapılarını sonuna kadar açıyor...




İkinci yarı Barcelona hızından bir şey kaybetmeden başlıyor maça gene,Xavi,İniesta orta sahada basıyor,paslaşıyor,öyle toplar yapıyorki bu adamlara hayran olmamak mümkün değil.Hani ligimizde bir oyuncu ince pas denemesi yapmaya çalışıp beceremediği pozisyonlarda spikerler der ya "Düşünce güzel" ya da "İyi düşündü" diye işte Xavi ve İniesta bu güzel düşünceleri eylemede dökebilen oyuncular ve Barcelona bu ikisi sayesinde her an gol pozisyonuna girebiliyor,ikinci yarının başında da bu ikili sayesinde gole yaklaşan taraf Barca ama golü atan taraf tekrar Real Madrid'di.Duran toplar dışında pozisyon bulması mümkün olmayan Real,Robben'in soldan kestiği sert topa Sergio Ramos'un kafasını sokması ile farkı 1'e indirip,taraftarlarını bir efsane geri dönüş için daha heyecanlandırıyor.Ama Barcelona bu gole günün adamı Henry ile anında cevap vererek Real'lilerin sevincini kursağında bırakıyor ve Madrid'in az da olan direncini iyiden iyiye kırıp işi kedi-fare oyununa çeviriyor. 4. golden sonra gelen Messi ve Pique golleri ise artık sadece bu kedi-fare oyununun bir ürünü idi artı Real'e kaybedilen son iki senenin ve geçen sene bu stadda alınan 4-1'lik mağlubiyetin bir intikamıydı.Ha unutmadan bunları gerçekleştiren Barcelona'nın bu maça hafta içinde Chelsea gibi güçlü bir rakiple karşılaştırdıktan sonra çıktığını belirtmeden geçmeyelim...



Artık Barcelona bu sonuçla lig olayını tamamen bitirerek sadece Şampiyonlar Ligi ve Kral Kupası finaline odaklandığını söyleyebiliriz.Real cephesi ise alınan bu tarihi hezimeti tekrar Cristiano Ronaldo kartını kullanarak taraftarına unutturmaya çalışacaktır.




MAÇTAN NOTLAR:

# Bana göre maçın adamı adamın Henry idi.Barcelona'nın gole ihtiyaç duyduğu anlarda attığı goller,Real defansını sürekli soldan yıpratarak yorması ile maçın adamı olmayı kesinlikle hak etti...

# Bu maçta Real Madrid maçlarının golcüsü Eto'o çok etkisiz gibi gözüktü ama ben yaptığı koşularla,boş alan yaratmasını beğendim...

# Henry bugün Barnabeu'da attığı 2 golle,bu stadda Real'e attığı gol sayısını 4'e çıkardı.2005 yılında Arsenal'in 1-0 kazandığı Şampiyonlar Ligi maçında 1 gol,geçen sene Barcelona'nın 4-1 kaybettiği maçta 1 gol ve bugün ki karşılaşmada 2 gol atan Henry,şimdiye kadar oynadığı 3 Barnabeu maçında 4 gol atarak,Barnabeu'yu hiç boş geçmedi...

# 4-3-3 , 4-3-3 olalı böyle güzellik görmedi...

# Bugün Barcelona'nın ilk 11'inde 6 tane alt yapı oyuncusu vardı.Valdez,Puyol,Pique,Xavi,İniesta ve Messi.Daha sonra Barcelona'nın altyapısından gelip oynayan oyuncu sayısı İniesta ve Toure'nin çıkıp yerlerine Bojan ve Sergio Busquets'in girmesiyle 7'ye çıktı...

# Messi bugün attığı 2 golle Real Madrid'e attığı gol sayısını 6'ya çıkardı...

# Lass bugün takımı adına en çok koşup mücadele eden oyuncuydu ama Barcelona'nın hızlı pas trafiği arasında Lass'ın bu öz verili mücadelesi de eridi...

# 2. yarı Raul'un adını ilk kez 70. dakikaya doğru duydum...

# Marcelo 60 dakika gene iyi kaldı sahada,zira bu akşam Real'in etkisiz oyuncusuydu...

# Casillas için bu sene tam ne zaman kalesinde 4 gol görmüş ki yorumları yapyorduk ki,bu gece yediği 6 gol geldi...

# Real Madrid maçı öncesi 94 golü bulunan Barcelona'nın 100 gole ulaşması için bu maçta kaç gol atması lazım? Diye bir soru sorsan Öss'de kimse cüret edipte 6 şıkkını işaretlemez ama Barca bu her şeye cüret ediyor...



Artık bu maç için başlıkta ki Yaşandı Bitti Saygısızca ibaresinden başka bir şey dememe gere yok ama ben bu skoru daha oynanmamış maçı kazanılmış kabul edip puan farkına "1" diyen tüm Madridista'lılara armağan ediyorum:Barcelona'dan Sevgilerle...

1 Mayıs 2009 Cuma

1 MAYIS






1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı kutlu olsun!


Foto by Erik

29 Nisan 2009 Çarşamba

MISS TURKEY



1980 yılından beri aralıksız Türkiye'nin en güzel kızını seçme sloganıyla düzenlenen güzellik yarışması Miss Turkey'in 2009 Kraliçelik tacı bu akşam yaşlaşık yarım saat sonra başlayacak yarışma ile sahibesini bulacak.Bizde dün akşam sayın kardeşim Çağla hanım ile oturup,yarışmanın resmi sitesine girmek suretiyle beğendiğimiz kızlar arasında adeta bir Miss Turkey juri üyesiymişcesine şunun kıçı büyük,bünün kafası küçük,bu çok cin gibi bakıyor tarzı kıstaslarla kendi birincimizi seçtik.İlk etapta seçtiğimiz 10 kızı,çeşitli elemelerle önce 8'e,ardından 4'e düşürerek final etabına geçtikten sonra,final etabına kalan 13,15,17 ve 19 numaralı kızlar arasından bir birinci seçeceğimiz anda nefesler tutuldu ve tüm Türkiye olmasa da bizim evde ki Türkiye 1. kim olacağını merakle beklemeye başladı.Bu 4 güzel kızımız arasından bir birinci seçerken inanın bizde çok zorlandık,gönül isterdi ki hepsine birincilik tacını verebilelim ama sadece 5 kıza birincilik verebildiğimiz için birinci seçmeye gerek kalmadı:)Şaka bir yana sen diğer yana okuyucu biz Çağla hanımla yoğun süren toplantımızdan sonra hazırmısınız çalsın davullar taratarataratatratarat(evet bu davul sesi) birincimiiiiz 17 numaralı forması ile Seda Tosun.İkinci 15 numara Tuğba Melis Türk,3.lüğü ise 13 numara Ebru Şam ve 19 numara Derya Saka'ya paylaştırdırdık.Çağla ile benim güzellik anlayaşımızın ne kadar zevkli olduğunu bu akşam yarışmadan sonra göreceğiz ama önemli olan dış güzellik değil iç güzelliktir okuyucum diyerek duyarlı insan mesajı versekde siz buna fazla inanmayın emi,yarışmanın birincisini sizlerle sonra paylaşacağız o vakite kadar gidip biraz kitap okuyunuz,kitap güzeldir,kitap datlıdır,oh miss...



Bu hanımdır seçtiğimiz birinci,1990 doğumlu olup,1.78 boyunda ve 55 kilo imiş,miş...

TWILIGHT...WITH CHEESEBURGERS

,

Filmi izleyen arkadaşlara daha anlamlı gelebilecek şahane bir video,izleyiniz ve esenlikle gülünüz efendim.Yanlız size bir şey söyleyeyim mi bu videonun efektleri bile nerdeyse daha güzel olmuş filmdekinden gibi...

BLACK SPİDEY



sketch by Yıldıray Çınar

HEY ONBEŞLİ ONBEŞLİ



Grinch demişken,Jim Carrey'nin baş rolünü oynadığı How the Grinch Stole Christmas filminde ki Cindy Lou Who rolünü oynayan küçük kızın bugün Gossip Girl dizisinde Jenny rolünü canlandıran 1993 doğumlu oyuncu Taylor Momsen olduğunu biliyormuydunuz!


Yuh ulan Taylor demekten alamıyorum kendimi,bu kız şimdi 15 yaşında ha,kendimin 15 yaşında ki halini hatırlıyorumda ,bu gavurlar neyle besleniyor a(j)aba diyorum!

HANGİ CARREY?



Dün her rolün adamı olan Gary Oldman için sormuştum bu soruyu bugünde Jim Carrey için soruyorum.Oynadığı Ace Ventura,Mask,Riddler,Lloyd Christmas,The Cable Guy,Andy Kaufman,Charlie/Hank,Count Olaf,Grinch gibi değişik karakterlere baktığımızda Gary Oldman'dan hiçte altta kalır yanı olmayan Jim Carrey her ne kadar komedi filmlerinde ki başarılı performansı ile anılıp kendisine bir komedi filmi oyuncusu yakıştırması yapılsa da çok başarılı bir drama oyuncusu olduğu da unutulmamalıdır.O yüzden Gary (çok samimiyiz) için sorduğum soruyu Jim Carrey için de soruyorum,hangi Carrey?

BARCELONA:0-CHELSEA:0




Büyük hoca olduğunu bir kez daha kanıtladı Hollanda'lı Guus Hiddink bu gece.Kimine göre belki futbolu çirkinleştiren adamdı bu maçta ama Hiddink kazandığında olduğu gibi berabere kalırkende büyüklüğünü ispatladı bana göre...



Ne yaptı bugün Hiddink,bir zamanlar Mourinho'nun Chelsea ile dünya futboluna kazandırdığı 4-3-3 taktiğini şu an dünyada en iyi oynayan takım olan Barcelona'ya karşı deplasmanda haddini bilen bir kadro ve dizilim olan 4-5-1 taktiği ile çıkarak bugün istediği skoru alan taraf oldu.Barcelona'nın baş döndürücü pas trafiğini orta sahada ki fizik üstünlüğünün de yardımıyla durduran Chelsea, Katalanların en efektif oyuncusu olan Messi'nin de rakip takımlar adına ölümcül olan driblinglerine izin vermeyince ortaya bu golsüz beraberlik çıktı...



Hatta Marquez'in hatalı geri pasında Drogba'nın ayağından gole çok yaklaşan Chelsea bu akşam futbol otoritelerine büyük bir süpriz yapıp galip gelen tarafta olabilirdi.Tabi bu akşam ki beraberlikte Eto'o'nun payınıda göz ardı etmemek gerek.Kamerunlu oyuncu Barca adına maçta ki en net gol şansı olan pozisyon olan 70. dakika da,şut çekecek gibi yapıp karşısında ki defans oyunucunu ekarte ettikten sonra kaleye vurmak yerine boş pozisyonda ki arkadaşı Henry'i göre Barcelona'nın öne geçmesi işten bile değildi.Aynı pozisyonda en sevdiğim özelliği attığı gol kadar gol attırması olan Henry olsa eminim ki Eto'o ya o gollük pası verirdi ama Eto'o her ne kadar beğendiğim bir forvet olsada klasik bencilliğini gösterince Barca'nın Londra deplasmanına avantajlı gitmesini engelledi...



Şampiyonlar Ligi'nin bir önceki turunda bol gollü muhteşem maçlara göre gol açısından sönük kalan maçın,orta sahada ki mücadele açısından o maçlardan pek de kalite farkı yoktu bana göre,sadece beraberliği isteyen taraf istediği skoru alabildi bu sefer.Londra'da ki maç ne olur şimdiden kestirmek zor ama Chelsea'nin turu geçmek adına daha ofansif bir futbol ortaya koyacağı gerçeğini göz önüne alırsak,gol açısından bu maçtan daha pozitif bir maçın bizi beklediğini söyleyebilirim.

ECZACIBAŞI : 1 - FENERBAHÇE : 3



Daha dün demiştim bu sene futbol takımımızın pek hayrını göremediğimiz için,beklediğimiz şampiyonlukları amatör branşlarda arıyoruz diye,bugün de Bayan Voleybol takımımız beklentimize cevap vererek aradığımız o şampiyonluklardan birini Fenerbahçe forması altında kazanarak bizi sevince boğdu.Bu şampiyonlukta emeği geçen herkese teşekkürler,hemde büyük teşekkürler...

Eczacıbaşı Zentiva: Gökçen , Nancy , Mirka , Vesna , Naz , Esra (Gülden , Merve , Tracy , Seda )

Fenerbahçe Acıbadem: Oksana , Marina , Çiğdem , Anja , Eda , Seda (Korotenko , Merve , Necla )

Setler: 17-25, 25-23, 14-25, 19-25

Süre: 104 dakika (25, 28, 24, 27)

28 Nisan 2009 Salı

ÇİZGİ PROPAGANDA-6





Kahramanlar ya da düşmanlar değişsede Amerika'nın yumruk atacağı birileri her zaman var!

HANGİ OLDMAND?



Teğmen Gordon,Sid Vicious,Sirius Black,Stansfield,Spider Smith,Jean-Baptiste Emanuel Zorg,Dracula,Mason Verger ve daha nice değişik ve oynaması zor karakteri başarıyla canlandıran İngiliz aktör Gary Oldman'ı nasıl bilirdiniz değilde,nasıl hayal ederdiniz derlerse cevap vermek zor olur zira az önce de saydığım gibi o kadar çok filmde kılıktan kılığa girip rolüne bürünmüştür ki,misal Sid Vicious rolünde hayal etsek kendisini Jean-Batiste Emanuel Zorg'a ayıp olur.Bu şahane aktörün de her boku aday gösteren akademi tarafından güya en prestijli ödül olan Oscar'a aday gösterilmemesi de ilginç,yoksa haksızlık mı demeliyim.Neyse seviyoruz kendisini ve hak ettiği değeri Akademi vermese de biz veriyoruz ama sormadan geçmiyoruz hangi Oldman?

UZANMIŞIM ÇİMLERE



...Güneş damlarmı içine bilmiyorum ama Esen Demirci imzalı şahane bir illüstrasyon olduğunu biliyorum.Bu arada hiç takılmadan üç kere illüstrasyon diyebilenleri illüstrasyon sanatçısı yapıyorlarmış dersem de sen inanma okuyucu insan.